Kadın olmak zordur hayatta…Bu serüven daha kız çocukluğunda başlar. Toplumun, ailenin kurallarıyla büyür bir kız çocuğu.“Onunla konuşma… Oraya gitme… Dikkat et…” denir sürekli.Oysa içindeki saf çocuk kalbiyle anlam veremez bunlara.Çünkü onun dünyasında kötülük yoktur.Her şey toz pembedir, her şey temiz ve masumdur.Çocuk aklıyla kimsenin bir çocuğa zarar verebileceğini düşünemez.Dünyasında herkes iyidir, her şey güzeldir.Büyüdükçe omuzlarına yüklenen sorumlulukların da büyüyeceğinden habersizdir.Sonra zaman geçer…Regl dönemiyle başlayan ergenlikle birlikte artık korumak zorunda olduğu bir bedeni vardır.Toplum o bedeni çoğu zaman bir “namus simgesi” olarak görür.Yıllarca koruyup kolladığı o bedene, bazen iki dakikalık hevesler için yaklaşmak isteyen insanlar çıkar karşısına.Hayalleriyle, duygularıyla oynayıp ona sahip olmak isteyenler olur.Oysa bir kadın aslında yalnız bedenini değil, hayallerini ve geleceğini korur.Ne yazık ki çoğu insan bunu düşünmez.Oysa bir insanı tanımanın en güzel yolu hayallerine bakmak değil midir?
Kadın büyür…Yetişkin olur.Etrafındaki pek çok erkek ona sahip olmak ister.Ama o, kime güveneceğini bilemez.Bazen fırtınalı bir denizde savrulan bir gemi gibi hisseder kendini.Bir sağa, bir sola savrulurken tek istediği şey güvenli bir limandır.Kadın aslında bir liman arar.Sevginin, saygının ve güvenin olduğu bir liman…Ve kadın annedir.Bir yavru rahmine düştüğü anda başlar o tarifsiz heyecan.Aylar boyunca karnında büyüyen o küçük mucizeyi taşırken yaşadığı sancılar, çektiği zorluklar…Ama doğum anında bebeğini kucağına aldığı o ilk saniye, bütün acıları unutturur.İşte o an kadın artık sadece kadın değil, anne olmuştur.Peygamber Efendimiz’in “Cennet annelerin ayakları altındadır.” hadis-i şerifi de anneye verilen değerin en güzel göstergesidir.Kadını baş tacı etmeyen, ona hak ettiği saygı ve sevgiyi göstermeyen hiçbir toplumun geleceği aydınlık olamaz.Çünkü kadın sadece bir birey değildir.Kadın; sevgidir, merhamettir, hayattır.
Biz kadınlar güçlüyüz.Kendine güvenen, sınırlarını aşan, hayatın her alanına dokunabilen kadınlar dün olduğu gibi bugün de yarın da var olmaya devam edecektir.Bir kadının değerini bilen insan, aslında dünyanın en büyük zenginliğine sahiptir.Nitekim Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) Veda Hutbesi’nde insanlığa şöyle seslenmiştir:“Kadınlar size Allah’ın emanetidir.”Bu söz, kadının toplumdaki yerinin ne kadar kıymetli ve dokunulmaz olduğunu en güzel şekilde anlatmaktadır.
Kadın; hayatın yükünü omuzlayan, sevgiyi çoğaltan, umudu büyüten en güçlü varlıktır.
Ve unutulmamalıdır ki;kadın mutluysa hayat güzeldir, kadın güçlüysa toplum güçlüdür.Hayatın yükünü taşıyan değil, hayatın kendisini var edendir.
Bu yüzden dünyayı güzelleştiren tüm kadınların ”8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun.”

